Bakunin ve Marx: Devrim Stratejilerinin Kavşağında Anarşist Enternasyonal

Bakunin ve Marx: Devrim Stratejilerinin Kavşağında Anarşist Enternasyonal

Bu çalışma, 19. yüzyıl sosyalist hareketi içinde Mikhail Bakunin ve Karl Marx arasında gelişen ideolojik çatışmayı, bu çatışmanın 1. Enternasyonal üzerindeki etkilerini ve 1872 St. Imier Kongresi ile ortaya çıkan anarşist enternasyonal geleneğini incelemektedir. Metin, otorite kavramı, devrim stratejileri ve sınıf mücadelesi perspektifinde iki düşünürün ayrıştığı noktaları karşılaştırmalı olarak ele alırken, aynı zamanda anarşist geleneğin uluslararası örgütlenme deneyimini tarihsel bağlamda değerlendirir.

19. yüzyıl, sanayileşme ile birlikte toplumsal eşitsizliklerin daha da derinleştiği ve sosyalist fikirlerin hızla yayıldığı bir dönemdi. Bu dönemde yükselen işçi hareketleri, farklı ideolojik yönelimler etrafında şekillendi. Bu hareketlerin başında yer alan Uluslararası İşçi Birliği (1. Enternasyonal), Marksist ve anarşist eğilimlerin aynı çatı altında yer aldığı bir laboratuvar işlevi gördü. Ancak bu birliktelik uzun sürmedi.

Marx ve Bakunin’in Teorik Ayrışması

Karl Marx, işçi sınıfının devrimci potansiyelini merkezî bir siyasi partinin önderliğinde, devlet aygıtını ele geçirerek hayata geçireceğine inanıyordu. Ona göre proletarya diktatörlüğü, sosyalizme geçişin zorunlu aşamasıdır.

Bakunin ise, devleti ister burjuva ister proletarya eliyle kurulmuş olsun, baskının kaynağı olarak görüyordu. Devletin varlığı, özgürlüğü imkânsız kılardı. Ona göre devrim; tabandan gelen örgütlenmeyle, doğrudan eylemle ve özgür federasyonlarla gerçekleşmeliydi.

1. Enternasyonal'de Çatışmanın Tırmanışı

1868’de Bakunin’in Enternasyonal’e katılmasıyla çatışma derinleşti. Marx’ın Londra’daki Genel Konsey üzerindeki etkisiyle daha merkeziyetçi bir yapı inşa etmeye başlaması, Bakunin ve yandaşlarının sert tepkisini çekti. Bu süreçte, anarşistler yerel örgütlenmelerin özerkliğini savunurken, Marx yandaşları kararların merkezden alınmasını savunuyordu.

Lahey Kongresi ve Kopuş

1872’deki Lahey Kongresi’nde Marx ve Engels, Bakunin’in Enternasyonal’den ihraç edilmesini sağladı. Bu gelişme, sadece kişisel bir ihraç değil, sosyalist hareketin içindeki temel çatlağın resmiyet kazanması anlamına geliyordu.

St. Imier Anlaşması ve Anarşist Enternasyonal

Bakunin ve yandaşları, Lahey Kongresi'nden kısa süre sonra İsviçre'deki St. Imier kasabasında toplanarak ayrı bir kongre düzenledi. Bu toplantıda, merkezi otoriteye ve politik partilere karşı açık bir tavır alındı. St. Imier Anlaşması, işçilerin doğrudan eylem yoluyla kendi kurtuluşlarını örgütleyecekleri, hiyerarşik olmayan bir uluslararası ağ kurmayı amaçlıyordu.

Marx ve Bakunin arasındaki ayrışma, yalnızca iki düşünürün kişisel çatışması olarak değil, devrimci hareketin iki ayrı yolu olarak okunmalıdır. Bir yanda devletin bir araç olarak kullanılabileceğini savunan Marksist çizgi, diğer yanda ise her türlü iktidarı reddeden anarşist perspektif. St. Imier Anlaşması, bu ikinci yolun ilk örgütsel ifadesi olmuş, sonraki anarşist kuşaklara ilham vermiştir.

Scroll to Top